escort ümraniye ümraniye escort bayan escort göztepe kadıköy escort escort kadıköy escort ataşehir escort bayan

ÖZDEN ÖZE (7. Bölüm)

7. BÖLÜM

Biz Kimiz?

Biz;
Bir zamanlar, görünmeyen ve bilinmeyen,
Hatta, görünmekten ve bilinmekten münezzeh olan
BİR VARLIK iken,
Daha sonra görünür ve bilinir olan,
Hatta, GÖREN ve BİLEN BİR VARLIĞA dönüşen,
En sonunda tekrar görünmezliğe ve bilinmezliğe gidecek olan
BİR VARLIĞIZ.

O Ses

Sessiz sedasız kaldığınızda,
İçinizden bir ses gelir,
Sessiz sedasız.
O kadar güzeldir ki o ses,
Gönlünüzü hoş tutan,
Ruhunuzu okşayan,
Özünüzü coşturan,
Bir sestir O
O ses;
Sizin sesinizdir,
O ses;
ÖZ’ünüzün sesidir.
Ne mutlu O sesi duyabilenlere !!!
Ne mutlu O’nun sesini duyabilenlere !!!
Ne mutlu ÖZ’ünün sesini duyabilenlere !!!

ÖZ’den Gelen Ses

Öz’ünüzden gelen sese kulak verirseniz,
Hayata bakışınız değişir,
Yaşam tarzınız değişir,
Canlanırsınız,
Kendinize gelirsiniz…
Çünkü O SES;
Sizi BİR’liğe, Beraberliğe, Huzura, Mutluluğa,
Sevgiye, Saygıya, Muhabbete ve Dostluğa çağırır.
O SESi duyabilenlerin de,
Başka bir ses duymasına gereksinimleri kalmaz.
Önceden duydukları olumsuz seslerin de,
Kendi Öz’ünden ayrı düşenlerin sesleri olduğunu farkeder.

Eyvallah

Eğer Biz;
Şeriatta olanı, uykuda bırakmak istersek;
O zaman “Eyvallah” deriz.
Uyandırmak istersek;
Hakikati söyleriz.
Hakikatte kalanı, uykuda bırakmak istersek;
O zaman “Eyvallah” deriz.
Marifete çekmek istersek;
O zaman İkilik ve Çokluktan konuşuruz.
Marifette olana ise;
Ne söylerse “EYVALLAH” deriz.
Her zaman, her yerde “EYVALLAH” deriz.

Mutluluğun Reçetesi

Hiçbir kimseyi,
Eleştirmeyiniz, suçlamayınız, yargılamayınız !
Olduğu gibi kabul ediniz !
Hiçbir kimseye elinizle veya dilinizle zarar vermeyiniz !
Herhangi bir kişi makul çerçevede sizden yardım isterse,
Gücünüzün yettiği kadar yardımcı olmaya çalışınız,
Fakat kendinizi zorlamayınız !
Sizden yardım istemeyenlere (Özel durumlar hariç)
Yardım etmeye çalışmayınız !

Kendimi Bir Nokta Olarak Gördüğüm Bir Anda

Evren aynasına bakarak,
Kendi kendime (kenzime, hazineme) sordum;
“Ben, evrenin içinde miyim?” diye.
Nokta hiç evrenin içinde olur mu?
Diye bir ses geldi kulağıma..
“Sen kimsin?”
“Gördüğüm sen misin?” diye sordum.
“Gördüğün herşey benim yansımalarımdır” dedi.
O zaman,
Sen kimsin? diye tekrar sordum.
Tebessüm ederek,
Hala anlamadın mı? “Ben, O’yum” dedi.
Sen benim “ÖZ”üm müsün? dedim.
“Evet” dedi.
“Sizinle tanıştığıma çok memnun oldum,
Size çok teşekkür ederim”, dedim.
Anladım ki,
Evren aynasında seyrettiğim,
Öz’ümden yansıyan görüntülermiş.

Hakikati Dile Getirmek

İnsanların çoğu,
Ölmeden önce, bildikleri hakikatleri dile getirirler,
Gizli olan sırları ifşa ederler,
Vicdan azabından kurtulmak için…
Ölmeden önce ölenler,
Yani uyanmış olanlar ise,
Bildikleri hakikatleri,
Gizli olan sırları,
Fırsat buldukları her zaman dile getirirler,
Vicdani sorumluluklarını yerine getirmek için…

Ne mutlu onların sözlerini işitenlere !!!
Ne mutlu onların sözlerini idrak edebilenlere !!!
Ne mutlu bu hayatı özgürce yaşayabilenlere !!!
Ne mutlu “O”nun hakiki kulu olabilenlere !!!

Hakikati, Gerçeği Örtmek

“Küfre rıza küfürdür” kaidesi,
Şeriatta;
Küfürden razı olmak,
Küfrü kabul edip tasdik etmek,
Küfre ve kafirlerin küfri fiillerine,
Kalbi ve fiili rızanın küfür olduğu, anlamlarına gelir.
Hakikatte ise;
Hakikati, gerçeği örtenlerin ve gizleyenlerin,
“HAKİKATİ, gerçeği örtmelerine, perdelemelerine ve
Gizlemelerine razı olmak” anlamına gelir ki,
Bu da bir çeşit küfürdür.
Herşey (O), apaçık ortada iken,
HAKK’ı ve Hakikati (gerçeği) nasıl örtebiliriz ki?
HAKK’ı ve Hakikati (gerçeği) kim örtebilir ki?
Önemli olan;
Hakk’ın ve Hakikatin örtülemeyecek bir gerçek olduğunu,
İdrak etmek ve diğer insanlara da bunu idrak ettirebilmektir.
Ne mutlu HAKK’ı ve Hakikati açıkça dile getirebilenlere !
Ne mutlu tüm gerçekleri çekinmeden söyleyebilenlere !

Doğmak nedir?

Eskiden güneşin doğduğu söylenirdi…
Gerçekte ise güneşin doğmadığı daha sonradan anlaşıldı.
Ve hiçbir kimse de güneşin nasıl oluştuğunu müşahede etmedi.
Buna rağmen eskiden kalma bir alışkanlıkla,
Hergün güneşin doğduğunu söyler dururuz,
Hergün güneşin ortaya çıkışını da zevkle seyrederiz.
Eskiler hep bizim doğduğumuzu söylediler durdular,
Bizi de doğduğumuza inandırdılar, kendi inandıkları gibi..
Gerçekte biz hiç doğmadık ki….
Ve bizim doğuşumuza da hiçbir kimse şahid olmadı…
Gerçekten uyanan bir kişi için,
Ne doğumun bir önemi vardır, ne de ölümün….
Bizim doğduğumuzu zannedenler,
Öleceğimizi de zannediyorlar,
Kendilerinin doğduklarını ve öleceklerini zannettikleri gibi…
Zannın çoğundan sakının,
Bazı zanlar vardır ki insanları sıkıntıya sokar.
Zanlardan kurtulamayanlar,
O güzel “AN”a nasıl ulaşabilirler?
Her AN SİZ’i düşünür, her AN SİZ’i yaşarım,
SİZ’in uyanışınızı seyrettiğime değil,
SİZ’i şu AN’a kadar farkedemediğime şaşarım.

An vardır, Zaman vardır

Andan önceki zaman vardır,
Andan sonraki zaman vardır.
Andan önceki zamanda;
Şüphe vardır, korku vardır, endişe vardır.
Andan önceki zamanda konuşanlar,
Çevrelerindekilere sıkıntı verirler.
Anda;
Huzur vardır, sükunet vardır, dinginlik vardır.
Anda kalanlar konuşmazlar,
Sadece tebessüm ederler.
Andan sonraki zamanda;
Sevgi vardır, muhabbet vardır, merhamet vardır.
Andan sonraki zamanda konuşanlar,
Tebessüm ederek konuşurlar.
Çünkü;
Onların ÖZ’leri gürdür, ÖZGÜRdürler,
Çevrelerine de huzur ve mutluluk saçarlar.

Kendini Bilen Bir Kişi Susar

O’nun susması;
Herkesin anlayabileceği bir şekilde konuşmasıdır.
Çünkü;
O’nun zihni susmuş, gönlü konuşmaya başlamıştır.
O, sadece gönül almak için konuşur,
İnsanların zihnini karıştırmak için değil.
Artık O, bir gönül insanı olmuştur.

Seyrim sırasında gördüm ki;

Bir kısım insanlar akıllarıyla yol alıyorlar…
Bir kısım insanlar da gönülleriyle…
Akıllarını bırakıp gönülleriyle yol alanlar da,
Gönüllerini bırakıp akıllarıyla yol alanlar da,
Yolda kalıyorlar….
Aynı yerde sürekli dönüp duruyorlar…
BİRlikte olduklarını söyleyenlerin çoğu,
İkilik ve çoklukta yaşıyorlar.
Hakikati bilmeyenler,
Sıkıntıdan, stresten, endişe ve kaygılardan kurtulamıyorlar…
Hakikati bilenler, Marifete erenler,
Birbirlerini Allah için gönülden sevenler,
Akıllarını başlarına alıp, imanlarını kalplerine yerleştirip,
Hızla yollarına devam ediyorlar,
Sonsuzluğa kucak açıyorlar…
“Sen”sizliğin,
“Ben”sizliğin ötesinde
Huzur diyarında yaşamlarını sürdürüyorlar…

Tek Kanatla Uçulmaz…

Tek kanatlı kuş olduğu yerde sürekli döner durur, ilerleyemez..
Uçmak için, yol alabilmek için iki kanat gerekir…
Küçük kuşlar alçaktan uçar, kartallar ise yüksekten…
Bununla beraber,
Cebrail bile onca ihtişamına rağmen
Kanatlarının işe yaramadığı bir yere varınca;
“Ben bundan öteye geçemem, yanarım” dedi.
Yoluna kanatsız olarak devam ederek,
Rabbiyle buluşan, Rabbiyle görüşen
Ve daha sonra da yeryüzüne tekrar inen,
“Yürü ya kulum ! ” hitabı gereğince, uçmaya bile özenmeyen,
Yeryüzünde tevazu ile yürüyen bir resulün yolundan giden,
Ve O’nun “Kardeşlerim” diye övgüyle sözettiği,
Değerli kardeşlerim,
Hepinize SELAM olsun….
Sizlerin kıymetini bilerek, sizi sözleriyle incitmekten çekinen,
Sizlere karşı sevgi ve muhabbet besleyen,
Tüm insanlara da SELAM olsun…

SELAM hidayete tabi olanların üzerine OLSUN !!!
SELAM kendini bilenlerin üzerine OLSUN !!!
SELAM kendini henüz bilemeyenlerin de üzerine OLSUN !!!

Beni Hayretler İçinde Bırakanlar

Allah’ı sevdiklerini söyleyenlerin,
Öldükten sonra cennete gideceklerine inananların
Bu dünyayı çok sevmelerine,
Dünyaya sıkı sıkı bağlanmalarına şaşırmıyorum.
Çünkü bunlar,
Henüz ama’lıktan (körlükten) kurtulamayanlardır.
Allah’ı müşahede ettiklerini söyleyenlerin,
Burada cenneti yaşadıklarını ifade edenlerin,
Bu dünyayı çok sevmelerine,
Dünyaya sıkı sıkı bağlanmalarına da şaşırmıyorum.
Çünkü; bunlar da,
Henüz ama’lıktan kurtulamamış olmalarına rağmen
Ama’lıktan (körlükten) kurtulduğunu zannedenlerdir.
Esas beni hayretler içinde bırakanlar,
Bu dünyada yaşamamalarına rağmen,
Dünyada yaşıyor gibi görünenlerdir.
Hiçbir sorumluluk taşımamalarına rağmen,
Sorumluluk taşıyor gibi görünenlerdir.
Bunlar,
HAKİKAT bilinciyle MARİFET boyutunda yaşayanlardır.

Ey ALLAH’ım,

Sen Öyle Bir İlahsın ki, Senden Başka İLAH Yok,
Sen Öyle bir Mabudsun ki, Senden Başka MABUD Yok,
Sen Öyle Bir Failsin ki, Senden Başka FAİL Yok,
Sen Öyle Bir Aynasın ki, Senden Başka AYNA Yok,
Sen Öyle Bir Görensin ki, Senden Başka GÖREN Yok,
Sen Öyle Bir Duyansın ki, Senden Başka DUYAN Yok,
Sen Öyle Bir Bilensin ki, Senden Başka BİLEN Yok,
Sen Öyle Bir Sevensin ki, Senden Başka SEVEN Yok,
Sen Öyle Bir Aşıksın ki, Senden Başka AŞIK Yok,
Sen Öyle Bir Maşuksun ki, Senden Başka MAŞUK Yok,
Sen Öyle Bir Dermansın ki, Senden Başka DERMAN Yok,
Sen Öyle Bir Burhansın ki, Senden Başka BURHAN Yok,
Sen Öyle Bir Sultansın ki, Senden Başka SULTAN Yok,
Sen Öyle Bir Varlıksın ki, Senden Başka VARLIK Yok.

Ben mi?
Ben de Öyle Bir Varlığım ki;
Senden GAYRI değilim,
SEN de değilim,

Ama;
SEN’deyim, SEN’inleyim,
SEN’den başkasını BEN neyleyim. 

Annenin Rahmindeki Bebek

Annenin rahmindeki bebek annesinden beslendiği halde,
Annesini göremediği gibi,
İnsanlar da Rableri tarafından rızıklandıkları halde,
Rablerini göremezler.
Yeni doğan bebeğin,
Annesini gördüğü halde,
Gördüğünün kendi annesi olduğunu bilemediği gibi,
İnsanlar da Rablerini gördükleri halde,
Rablerini tanıyamazlar.
Bebek büyüyünce,
Annesinin kendisini çocuğuna tanıttığı gibi,
Kullar da kemale erince,
Rableri kendisini kullarına tanıtır.
Çocuklar da uyandıkları zaman,
Annelerini görünce sevindikleri gibi,
Kemale eren kullar da,
Rablerini görünce hayretler içinde kalırlar,
Ve, “O”nu seyretmeye doyamazlar,
Annelerin çocuklarını seyretmeye doyamadıkları gibi…

Uyanmış Olanlar,
Uykuda Olanlar ile Uyanmış Olanları Ayırdetmezler

İnsanlar uykuda iken,
Uykuda olanlar ile uyanık olanları ayırdedemezler.
İlk uyandıkları zaman, uykuda olanları bırakırlar,
Uyanıklarla birlikte olurlar.
İkinci uyanışlarında ise,
Uyandırmak için uykuda olanlarla konuşurlar.
Daha sonra, uyanıklarla uykuda olanları bir görürler.
En sonunda da,
Kendilerini uyanıklarla ve uykuda olanlarla bir görürler.
Uykuda olanlarla uyanıkları ayırdetmedikleri için de,
Uykuda olanların haliyle hallenirler.
Bu durumda;
Uykuda olanlarla uyanıkların arasındaki tek fark şudur;
Uykuda olanlar,
Uykuda olanlarla uyanıkları ayırdedemezlerken,
Uyanık olanlar,
Uykuda olanlarla uyanıkları ayırdetmezler,
Hepsine “Eyvallah” der, geçerler.

İçimdeki Kenz-i Mahfi (Gizli Hazine)’ye Bir Mesaj

Yere göğe sığmayıp sevdiklerinin gönlüne sığan,
Şah damarımızdan bize daha yakın olan,
Nerede olursak olalım bizimle birlikte olup,
Bir an bile olsa bizden ayrılmayan,
ÖZ’ümün ÖZ’ü !!!
Siz, gizli bir hazine idiniz, bilinmek istediniz,
Bilinmek için evreni, bilmek için de insanı yarattınız,
Şu anda da “Gizli Bir Hazinesiniz”…
Anlaşılan o ki,
Sonsuza kadar da “Gizli Bir Hazine” olarak kalacaksınız,
Çünkü, apaçık ortada olmanıza rağmen,
Gizlenmeyi çok güzel başarıyorsunuz…
Oyun içinde oyunlar kurup bizi şaşkına çeviriyorsunuz..
Hem zamandan ve mekandan münezzeh,
Hem de bizimle birlikte olabiliyorsunuz…
Gönlümüze taht kurup bizimle dost olabiliyorsunuz…
Hüznümüz de sizsiniz, neşemiz de …
HİÇ BİR ŞEY, SİZ değilsiniz, ama HERŞEY, SİZ’siniz…
Bizi bir an bile yalnız bırakma, Ey GİZLİ HAZİNE’m.
Sizi çok seviyorum…
Kenz’inize iyi bakın… 

Deyiverdim O Anda

Dünya denen mekanda,
O’nu duyduğum anda,
“Senden başka ilah yok”
Deyiverdim, o anda.
Gezinirken zamanda,
O’nu bulduğum anda,
“Senden başka fail yok”
Deyiverdim, o anda
Cennet denen mekanda,
O’nu gördüğüm anda,
“Senden başka mevsuf yok”
Deyiverdim, o anda.
Hiçlik denen makamda,
O’nu bulduğum anda,
“Senden başka varlık yok”
Deyiverdim, o anda.
Kendime geldiğim bir anda,
Kendimi bulduğum o anda,
“Benden başka varlık yok”
Deyiverdim, o anda.
Kendimden geçtiğim zamanda,
O’nu içimde hissettiğim bir anda,
“Allah’tan başka varlık yok”
Deyiverdim, o anda.

Şu Hayatta Neler Neler Gördüm

Önceden sanıyordum ki;
Gören benim, görülen sen,
Abid benim, mabud sen,
Aşık benim, maşuk sen,
Öven benim, övülen sen….
Sonra anladım ki;
Gören de sensin, görülen de sen,
Abid de sensin, mabud da sen,
Aşık da sensin, maşuk da sen,
Öven de sensin, övülen de sen.
Daha sonra yeniden farkettim ki;
Gören de benim, görülen de ben,
Abid de benim, mabud da ben,
Aşık da benim, maşuk da ben,
Öven de benim, övülen de ben.
Şimdi de derim ki;
Gören benim, görülen sen,
Abid benim, mabud sen,
Aşık benim, maşuk sen,
Öven benim, övülen sen.
Bunu da söylememin bir nedeni var,
Bunu da bir ben bilirim, bir de sen.
Şu hayatta neler neler gördüm,
Ah sana bir anlatabilsem. 

İyiki VAR’sınız

Biz;
Herkesin baktığı gibi AŞK’a bakmadık…
Herkesin yaşadığı gibi AŞK’ı yaşamadık…
Biz;
Gerçek AŞK’a baktık…
Ölümsüz AŞK’ı yaşadık…
Biz;
AŞK’a “B” sırrıyla baktık…
“B” sırrı ile AŞK’ı yaşadık…
Biz;
O’ndan B’AŞK’asına dönüp bakmadık, bakamadık…
O’ndan B’AŞK’asını görmedik, göremedik…
Çünkü;
Her nereye bakarsak bakalım,
Heryerde O’nu gördük,
Herşeyde O’nu bildik…
Fakat;
En güzel şekliyle,
En muhteşem haliyle,
O’nu sizlerde gördük…
O’nu sizlerle bildik…
Sizlere çok teşekkür ediyoruz…
İyiki VAR’sınız…

Sevgili Dostlarım;

Aklınızdan hiç çıkarmayın özünüzdeki sultanı,
Değerlendirmeye çalışın geçirdiğiniz her anı,
Anlamaya çalışınız konuştuğum lisanı,
O zaman bulursunuz aradığınız insanı,
Umarım karıştırmamışızdır sap ile samanı,
Artık geldi çattı sizlere veda etme zamanı…

SELAM OLSUN KENDİNİ BİLENLERE !!!
SELAM OLSUN RABBİNİ BİLENLERE !!!
SELAM OLSUN HADDİNİ BİLENLERE !!!

Share

Ev Kadını izle Anaokulu Öğretmeni izle Sorry to Bother You izle Reversing Roe: ABD’deki Kürtaj Yasası izle İçimdeki Şeytan izle