anadolutour.com dasurl.com www.scspics.com derememlak.com yapayklavye.com www.umraniyemedya.com ataşehir escort ümraniye escort kadiköy escort

İNSAN İNSANIN AYNASIDIR

Ayna, camın arkasına özel bir madde (sır) sürülerek elde
edilen bir eşyâdır. Aynada, insan kendi görüntüsünü görür.
Ayna olmasaydı biz kendi yüzümüzü, gözümüzü, burnumuzu,
ağzımızı, kulağımızı göremezdik. İki ayna ile de başımızın
arkasını, ensemizi görebilmemiz mümkündür. Kendimizi iyice
tanıyabilmek ve bilebilmek için aynaya gereksinimimiz vardır.
Bir kişi karşısındaki birine bakarak kendi özellikleri
hakkında bilgi edinir. Kişinin kendisiyle diyalog kurabilen,
kendisini anlayabilen, kendine kendini gösteren ve bildiren bir
kişi “hazîne” gibidir.

Hayvanlarla diyalog kurmamız kolay bir şey değildir.
İnsanlarla kolayca diyalog kurabiliriz.
İnsanlarla hayvanlar arasında birçok farklar vardır. En
önemli farklardan biri, insanların hayvanlardan çok daha akıllı
olmasıdır. İnsanlar akılları sayesinde yeni yeni buluşlar
yaparak gelişim gösterebilirler, medeniyetler kurabilirler.

Hayvanlar ise binlerce yıldan beri hep aynı kalmışlardır, hep
aynı şeyleri yapagelmişlerdir.
Hayvanlar ile insanlar arasındaki farklardan birisini ortaya
koymak için şöyle bir deney yapabiliriz:

Büyük bir boy aynasının önüne bir hayvanı (köpek, kedi,
civciv gibi) koyduğumuzda, hayvanın kendini tanıyamadığını,
karşısında gördüğü hayvanın başka bir hayvan olduğunu
zannederek ona karşı bir korku ve endişe hissettiğini görürüz.
Eğer hayvan vahşî bir hayvan ise, aynada gördüğü
görüntüsünü bir tehdit unsuru olarak algılar, ya ona karşı
saldırıya geçer, ya da ondan kaçar. Evcil bir hayvan ise onunla
oyun oynamak ister. Hiçbir zaman aynadaki görüntüsünün
kendi görüntüsü olduğunu anlayamaz.

Hattâ küçük bebekler bile aynada kendi görüntülerini görünce,
onu başka bir bebekzannederek kendi görüntüsüyle oyun oynamaya
kalkarlar.Annesi, bebeğe aynadaki görüntüsünün bebeğin kendisine
aitolduğunu söylediği zaman bunu anlayabilecek yaşa gelinceye
kadar bebek aynadaki görüntüsünün kendi görüntüsü olduğunu
anlayamaz. Ancak, büyük çocuklar ve yetişkin bir insan
aynadaki görüntünün kendine ait olduğunu bilir, aynadaki
görüntüsüne ne saldırır, ne de korkar kaçar. Kendi
görüntüsüyle oyun oynamaya da çalışmaz. Eğer aynadaki
görüntüsü kendisine güzel görünürse kendi görüntüsünü
hayran hayran seyreder, eğer kötü görünürse onu daha güzel
hâle getirmek için gayret sarfeder.

İşte kendini bilen kişiler de, karşısında gördüğü varlıkların
kendinden yansıyan bir görüntü olduğunu bildiği için hiçbir
varlığı gerçek olarak algılamaz. Onlardan kaynaklanan bütün
fiillerin kendisinden kaynaklandığını düşünerek âdetâ kendini
seyrettiğini farkeder. Eğer gördüğü görüntüden ortaya çıkan
fiiller ve davranışlar güzel ise kendi görüntülerini hayran
hayran seyreder, eğer kötü ise onu düzeltmeye çalışır.
Aynadaki görüntüye ait olan fiillerin tamamen kendisine ait
olduğunu farkettiği için kötü fiillerin ortadan kaldırılmasının
da yine kendisine bağlı olduğunu anlar. Kendini düzelttiği
zaman görüntüsünün de düzeleceğini bilir.

Bu yüksek bilince ulaşan kişi, hiçbir kimseyi suçlamaz,
eleştirmez ve yargılamaz. Suçlarsa, eleştirirse ve yargılarsa
aslında kendisini suçladığını, eleştirdiğini ve yargıladığını
bilir. Kendi tavır ve davranışlarını düzelttiği zaman
karşısındakinin de düzelmeye başladığını farkeder.

Hz. Muhammed (sav) bu gerçeği dile getirmek için
“Mü’min mü’min’in aynasıdır” (Ebû Dâvud, Edeb, 49) diye
buyurmuştur. Burada “Hangi mü’min hangi mü’min’in
aynasıdır?” diye bir soru akla gelebilir.

Beş çeşit mü’min vardır:
Birincisi, Allah’tır. (Mü’min Allah’ın isimlerindendir)
İkincisi, Hz. Muhammed (sav)’dir. (Hakîkat-i Muhammedî
diye de düşünülebilir)
Üçüncüsü, kendini bilen (bilinci açık olan veya kalp gözü
açık olan) mü’min’dir.
Dördüncüsü, kendini bilmeye çalışan (bilinci kapalı olan
veya kalp gözü kapalı olan) mü’min’dir.
Beşincisi, kendini bilmeyen mü’min’dir.

– Bu duruma göre hangi mü’min hangi mü’min’in aynası
olur?
“Allah, kendisini Muhammed (sav) aynasında görür”,
“Allah, kendisini kendini bilen insan aynasında görür”,
“Allah, kendisini kendini bilmeye çalışan insan aynasında
görür”,
“Allah, kendisini kendini bilmeyen insan aynasında görür”
diyebiliriz.
“Hz. Muhammed (sav), kendisini kendi aynasında görür”,
“Hz. Muhammed (sav), kendisini kendini bilen insan
aynasında görür”,
“Hz. Muhammed (sav), kendisini kendini bilmeye çalışan
insan aynasında görür”,
“Hz. Muhammed (sav), kendisini bilmeyen insan
aynasında görür” diyebiliriz.
“Kendini bilen insan, kendisini Muhammed (sav)
aynasında görür”,

“Kendini bilen insan, kendisini kendini bilen insan
aynasında görür”,
“Kendini bilen insan, kendisini kendini bilmeye çalışan
insan aynasında görür”,
“Kendini bilen insan, kendisini bilmeyen insan aynasında
görür” diyebiliriz.
Diğerleri için de aynı şeyler söylenebilir, ama onlar bunun
farkında değillerdir.
Bizim için iki önemli ayna vardır:
Birincisi, evren aynasıdır.
İkincisi, kendini bilen insan (hakîkati bilen ve yaşayan
insan) aynasıdır.
Hz. Muhammed (sav), bir hadîsinde “Men reâni fakad rey’el Hakk”:
Beni gören gerçekten Hakk’ı görmüştür (Buhârî,
Tabir, 10; Müslim, Rüya, 2) diye buyurmuştur.
Dolayısıyla biz kendimizi, hem evren aynasında hem de
kendini bilen insan (hakîkati bilen ve yaşayan insan)
aynasında en güzel şekilde görürüz.

Gerçekte ise, gören de, görünen de, ayna da Hakk’ın
kendisidir. Çünkü, O’ndan başkası yoktur.

İki kişinin birbirleriyle karşılaştıkları zaman, birbirlerine
olan tutum ve davranışlarını izlediğimizde;

Eğer birbirlerine sözel veya fiîlî olarak saldırıyorlarsa
veya birbirlerinden korkup kaçıyorlarsa, bu kişilerin “henüz
kendini bilen insan olmadıklarını” söyleyebiliriz.

Eğer birbirlerine karşı tavır ve davranışları çok güzelse,
birbirlerine hayran hayran bakıyorlarsa bunların “kendilerini
bilen insan” olduklarını söyleyebiliriz.

FacebookTwitterPaylaş
marul.biz