BUNDAN 10 YIL ÖNCE

Bundan 10 yıl önce, benim için, insanı tanımak gerekliliği çok büyük bir önem kazandı.

Bu konuda çok araştırma yaptım. Bilim ile, din ile, tasavvuf  ile, felsefe ve mantık ile ilgili çok kitap okudum. Hepsi farklı konular olsa da hepsinin hedefi aynıydı. Ancak bir süre sonra okuduğum tüm kitaplarda bir iki cümle dışında her şey anlamsız kaldı.

Bu işin artık kitaplarla olmayacağını anlayınca farklı bir boyut açıldı. Farklı bir boyuta geçiş yaşadım. Yeniden doğmak gibi bir şeydi bu… Artık, özgürdüm. Cennette yaşar gibi bir hayat yaşamaya başladım. Tüm sıkıntılarım bitti. O gündür bu gündür hiçbir endişem kalmadı. Ne geçmiş kaldı ne de gelecek, o günden beri anda yaşıyorum ve bunu sevdiklerimle paylaşmak istiyorum. Bu uyanışı yalnız yaşadığım için uyanık kimse bulamadım. Yaşadıklarımı herkese anlattım, ancak kimse beni anlamıyordu. Bu benim için garip bir durumdu ve hayat çok anlamsız gelmeye başladı. Tıp fakültesinde dersleri bırakıp bunları anlatmaya başladım. İçlerinden bir iki kişi fark etti. Bir kişi bile benim için yeterliydi çünkü onay benim için önemliydi. Bir kişinin bile onaylaması önümün açılması için yeterli olmuştu.

Yıllarla birlikte beni anlayabilenlerin sayısı gittikçe artmaya başladı. Zamanla insanları ürkütmeden konuşmayı öğrendim. Hala beni anlamayanlar var, ancak bu benim anlatamamamdan değil, karşımdakinin algısıyla ilgili. Karşındakinin anladığı kadar anlatıyorsun. Sonra bir öğretim üyesi arkadaşımın tavsiyesiyle bir kitap yazmaya karar verdim. Amacım bilgi vermek değildi. Zaten hepimiz bilgiye doymuştuk, amacım en az bilgiyle farkındalık oluşturmaktı.

Farkındalığı ancak farkındalığı yaşamış kişiden alırız. Bu kitaplarla olmuyor. Farkındalığı yaşayanın size dokunması gerekir. Tasavvuftaki mürşit gibi… Gerçekten de sır olan kadim bilgiler var. Bu bilgiler açık bir şekilde dile getirilemiyor. Bilgiler sadırdan, içten yani özden gelmeli.

Bireysel benlikten kurtulmuş öz benliğe ulaşmış kişilerin rehberliğine ihtiyacımız var. Tasavvuftaki nefsi terbiye etmek, hakikate ulaşmak kolay değildir. Ancak günümüzde bilimsel bilgilerin ortaya çıkmasıyla bu süreç hızlandı.

Mutlu ve huzurlu bir hayat sürmek için çok bilgiye, zenginliğe ihtiyacımız yok. Herkesin kendine göre değer yargıları var. Bilimsel olarak konuşursak, aklı olan herkes bunu idrak edebilir. Değer yargıları olanlar bunları zor anlıyor. Sorumluluk akıllı olanlaradır.

İnsan kendini tanıyıp bildiğinde, öz benliğine ulaştığında hiçbir sorunu kalmıyor.

FacebookTwitterPaylaş
marul.biz